31 Ocak 2011 Pazartesi

YouTube Videolarini MP3 olarak indir


YouTube Videolarini MP3 olarak indir ]

video mp3 cevirici 
Firefox kullanıyorsanız,  
YouTube’da seyrettiğiniz videoları MP3 ses dosyası olarak indirmek için uğraşmanıza gerek yok.
YouTube to MP3 Firefox eklentisi ile videolar ses dosyası olarak bilgisayarınızda. Sevdiğiniz şarkıları bu şekilde indirip MP3 çalarınızda dinleyebilirsiniz.
YouTube to MP3 eklentisini indirip bilgisayarınıza kurduğunuzda yapmanız gereken, YouTube sitesini açtığınızda videonun alt kısmında iki adet uyarı görülür.
Video2mp3: Convert & Download as MP3 Video2mp3: Convert & Download as MP3 (HQ)
Videonun iki ses kalitesinde indirebilmenizi sağlayan linklere tıkladığınızda video Video2MP3 sitesine yönlendiriliyorsunuz ve linke tıkladığınızda video bilgisayarınızda.
YouTube to MP3 1.0.7 -İndir [Firefox Eklentisi]


Yazicioglunu Ortadan Kaldirdilar !

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne neden olan helikopter kazası aslında bir suikast mıydı?

Güncelleme:31 Ocak 2011 19:19 Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK), raporunda helikopterin bazı parçalarının yakılması ve aramalarda yer alan bir kişinin JİTEM'ci olduğu iddiası Yazıcıoğlu kazasının suikast olduğu yönündeki ihtimali güçlendirdi.

Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, BBP'nin eski genel başkanı Muhsin Yazıcıoğu'nun ölümüyle ilgili Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporunu değerlendirdi. Selvi, Muhsin Yazıcıoğlu'nun suikaste kurban gittiğini savundu.

"Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasıyla ilgili zaman geçtikçe kuşkular da artıyor" diyen Selvi, yazısında rapordan yola çıkarak şu tespitlerde bulunuyor.

SUİKAST MI KAZA MI?

"Devlet Denetleme Kurulu Raporu'na giren, 'Helikopterin bazı parçalarının gece orada kalan XXXX timince yakılmış olabileceği anlaşılmıştır' ve arama çalışmalarında ön planda yer alan İ.Y.'nin JİTEM'ci olma şüphesi, Yazıcıoğlu'nun suikaste kurban gittiğini gösteriyor. Arama kurtarma faaliyetleri sırasında ön planda olan İ.Y.'nin ise JİTEM elemanı olduğu yönünde iddialar bulunuyor.

Siyasi suikastler büyük çaplı operasyonların bir parçası olduğunu bildiğimiz için Yazıcıoğlu'nun ölümünün bir kaza mı yoksa bir suikast mi olduğunu tespit etmemiz gerekiyordu.

Olayı aydınlatmak üzere TBMM'de bir komisyon kuruldu, yeterli görülmedi. Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla ikinci bir komisyon daha kuruldu. Cumhurbaşkanı Gül de DDK'yı harekete geçirerek kapsamlı bir çalışma yapmalarını sağladı.

Yazıcıoğlu olayını soruşturan komisyonlarda görev yapan önemli bir isimle konuştuğumda, "Artık olaya suikast olarak bakıyorum" bakmıyorum demesi bende soru işaretlerini arttırdı.

ARTIK SUİKAST DİYECEĞİM

O nedenle, iyi ki Muhsin Yazıcıoğlu'nun davasını güden eşi Gülefer Yazıcıoğlu, çocukları, BBP'deki dava arkadaşları ve olayın peşini, "Dost ve kardeş" duyarlılığı ile takip eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan var diyorum. Bu yüzden ben de artık, "Muhsin Yazıcıoğlu suikasti" diyeceğim.

Devlet Denetleme Kurulu'nun raporunda, "xxx" işareti ile kapatılan bölümler var. Suikastin sırrı bir ölçüde o "xxx" lerin altında, bir ölçüde de henüz yazılmayan raporlarda gizli.

Öncelikle şunu belirtmeliyim, Meclis'teki ilk komisyonun hazırladığı rapor, kimseyi tatmin etmemişti. Şimdi öğreniyorum ki, komisyon ciddi bir direnişle karşılaşmış. Maraş Valiliği'nden yeterli bilgi ve belge alamamışlar. Dönemin Maraş Valisi'nin olayın aydınlatılması için çaba gösterdiği ancak onun da Emniyet ve Jandarma istihbarat başta olmak üzere kazayla ilgili birimlerden bilgi alamadığı sonucuna varmışlar.

Komisyondan bilgi gizlenmesinin altında ne yatıyor acaba?

Yazıcıoğlu suikastini araştırmak üzere kurulan ikinci komis-yona ise bilgi akışı hızlanmış.

Çünkü Maraş Emniyeti'nde bir dizi değişiklik yapılmış. Bu arada Maraş Emniyeti'nde Ergenekon sanıklarından eski Özel Harekatçı İbrahim Şahin ile bağlantılı bir grup tespit edilmiş, 3 Özel Harekatçı gözaltına alınmıştı.

Dink cinayetinde bazı isimlerin BBP ile bağlantısı çıkınca merhum Yazıcıoğlu, "Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler" demişti.

NEDEN HEDEF OLDU?

Geçmişte yaşadıklarıyla hesaplaşmayı göze alabilen bir isimdi Yazıcıoğlu. O nedenle 28 Şubat'a karşı olduğu gibi 27 Nisan e-muhtırasına yiğitçe karşı çıktı.

Bunu ilk kez burada açıklıyorum. Dink suikastiyle ilgili fotoğrafı ona ilk haber veren kişi bendim. Haber, Dink cinayeti nedeniyle Trabzon'a gönderdiğimiz muhabirimiz Yakup Bulut aracılığıyla bir fotoğrafa ulaşmıştık. Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Karaalioğlu, "Muhsin Bey'le bir görüş. Onu incitmeyelim ama haberi kullanalım. Olay neymiş, anlayalım" demişti. Gece yarısıydı. Fotoğrafı anlattım. Kısa bir sessizlik oldu. Sesi hafif karıncalandı. Önce hatırlayamadı. İnkar da etmedi. Bunun üzerine, "Siz bir soruşturun. Sizden haber gelmeden kullanmayız. Rahat olun" dedim. "Gardaş inceleyip sana döneyim" dedi. Yarım saat geçti. "Doğruymuş. Trabzon'a gittiğimde meydanda partili-lerle sohbet ederken yanımda durmuş, fotoğraf çektirmiş" dedi. Biraz konuşunca, "Elazığda'ki arkadaşlara sordurdum. İlk başlarda gelir giderdi ancak daha sonra karışık ilişkilere girdi dediler. Yanıma girmeye çalışıyordu. Dikkatimi çekti, arkadaşlara 'yanımdan uzaklaştırın' dedim" diye izah etmişti. O kişi Erhan Tuncel'di.

DAĞLICA BASKINI

Dağlıca baskınını da ilk haber alan kişiydi. 21 Ekim 2007 günüydü. O gün Cumhurbaşkanlığı referandumu vardı. Haberi almış, ilgili yerlere bildirmiş. Görüştüğü Cumhurbaşkanı Gül kendisine, 'Haber kaynakların sağlammış' demişti.

Özel Harekatçılar içinde gönül bağı olan çok insan vardı. Haber kaynağını sorduğumda, "Bizim çocuklar" demişti.

Muhsin Yazıcıoğlu siyasi dengeleri alt üst edecek sayıda milletvekili olan bir partinin genel başkanı değildi, ancak manivela gibi küçük bir destekle büyük kütleleri yerinden kaldıran bir güce, Türkiye'nin darbelerle mücadele konusundaki hafızasına sahipti. Dahası siyasetin vicdanıydı.

Yazıcıoğlu ile ilgili olarak, 'yaralı, yaşıyor' şeklindeki istihbarat notunu, dostluğa dayalı olarak BBP yöneticileriyle paylaşıp, başına gelmedik iş kalmayan Kayseri Valisi Mevlüt Bilici'ye bu bilgi nereden gelmişti peki? Kayseri Emniyet İstihbarat'tan, onlara da Maraş Emniyet İstihbarat'tan gelmişti.

DDK'nın raporundaki "x"li bölümlerden birisi de o günkü istihbarat şube müdürüyle ilgili.

3 gün sonra helikopter enkazını Döngel köylüleri buldu. Köylüler kar ve tipide donma tehlikesi atlatarak helikopter enkazına ulaşıp, Türkiye'yi bir ayıptan kurtardılar. Ancak Döngel köylüleri kendilerini, "Ergenekon silahları"ndan kurtaramadılar. Döngel köyünde bulunan 7 lav, 15 el bombası ve 1 sis bombasından lav silahlarının Ergenekon silahlarının seri numarasından ve MKE yapımı olduğu ortaya çıktı. Bu neyin mesajı acaba? Birçok kuşku var. En önemlilerinden biri, helikopterdeki kayıt cihazlarının enkazın bulunmasından sonra birileri tarafından sökülerek yok edilmesi. Bu ancak çok profesyonel birimlerin yapabileceği bir iş...

Bir de yangın konusu var. Yani delillerin yok edilmesi diyebiliriz buna.

Onu da DDK raporundan verelim.

"Kaza mahallinde yakılarak kısmen yok edilen helikoptere ait bazı parça ve atıkların, 28.03.2009 günü bölgede bulunan XXXXXX ve daha sonra oraya ulaşan ve gece orada kalan XXXXXXXXXXX timi tarafından yakılmış olabileceği anlaşılmıştır."

Başka soruya gerek var mı? Var. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu suikastinde pandoranın kutusu yeni açılıyor.

Son bir soru da bizden: Arama kurtarma faaliyetleri sırasında ön planda olan bir isim İ.Y. Bu kişinin JİTEM elemanı olması mümkün mü? Bir X'de buraya mı koyacağız yoksa, özel bir ekip oluşturup, yeni bir bakış açısıyla suikastin arkasındaki ipuçlarını bir bir ortaya mı çıkaracağız. İş yeni başlıyor...

ÇOK ŞEY BİLİYORDU

Çok şey biliyordu Muhsin Yazıcıoğlu. Hem güçlü haber kanalları vardı hem de 12 Eylül öncesinde yaşadığı dene-yimler ve birikimleri sayesinde işin nereye gittiğini görebiliyordu. Sadece bilen bir insan değildi aynı zamanda bir hareketin lideri ve eylem adamı olması nedeniyle engel olabiliyordu.

Bu nedenle ara dönem heveslilerinin BBP'nin gençlik yapılanması olan Alperenleri kullanmalarına imkan vermedi. O muhafazakar-milliyetçiler üzerine hesabı olanların önünde bir setti. Hrant Dink suikastinden sonra,"hepimiz Ermeniyiz" diye yürünmesine tepki göstermiş, şimşekleri üzerine çeken açıklamalar yapmıştı. Ancak Dink cinayeti aydınlatılmadan yapılmak istenenlerin anlaşılamayacağına inanıyordu.

HAVA KUVVETLERİ İDDİALARI YANITLADI

Hava Kuvvetleri Komutanlığı, eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatlarını kaybettiği helikopter kazasının olduğu tahmin edilen saatlerde, olay mahallinin 74 kilometre içerisinde F-4 ve F-16 uçakları da dahil TSK'ya ait herhangi bir hava trafiğinin olmadığını bildirdi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, 29-30 Ocak 2011'de bazı gazetelerde ''Enkaz Üssünden Uçuş'' ve ''F-16 Şüphesi'' başlıklı haberlerin yer aldığı belirtildi.

Haberlerde, ''Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte beş kişinin ölümüyle sonuçlanan helikopter kazası ile ilgili Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporlarına göre olay sırasında bölgede hava trafiğinin yoğun olduğu, Safa 51 adlı bir uçağın enkazın üzerinde daireler çizdiği ve TSK'nın yazılı olarak iletilen soruya cevap vermediği''nin iddia edildiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

''Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun talebi üzerine, olay gününe ait bölgedeki askeri radarlar tarafından izlenen tüm hava trafik bilgileri ayrıntılı bir şekilde incelenerek Devlet Denetleme Kurulu'na gönderilmek üzere 21 Ocak 2011 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına bildirilmiştir.

Daha önce ayrıntılı inceleme raporlarında da belirtildiği gibi habere konu olan ve Safa 51 adlı olduğu söylenen eğitim uçuşu, kazanın muhtemel saatinden yaklaşık dört saat sonra, GMT saat dilimine göre 16.48'de (Türkiye saatine göre 18.48), anılan bölgeden 19.000 feet (6300 m) irtifadan geçiş şeklinde icra edilen TSK'nın günlük planlı rutin eğitim görevidir.

Söz konusu görevin askeri radarlar tarafından takip edildiği ve kaza ile ilgili bir boyutunun olmadığı gibi, olayın olduğu tahmin edilen saatlerde olay mahalli 74 kilometre içerisinde F-4 ve F-16 uçakları da dahil TSK'ya ait herhangi bir hava trafiğinin olmadığı kamuoyuna saygı ile duyurulur.''

ULAŞTIRMA BAKANI: RAPOR BİZE ULAŞMADI

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından, eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatlarını kaybetmesine yol açan helikopter kazasına ilişkin hazırladığı raporun kendilerine ulaşmadığını belirterek, ''Bana garip gelen şey, DDK'nın yargıda olan ve ayrıca defalarca konu hakkında uzmanlıkları tartışma götürmeyen kişi ve kurumlarca yapılmış çalışmanın üzerine hangi uzmanlık marifetiyle böyle bir sonuca ulaştığını herhalde önümüzdeki günlerde kamuoyuyla daha açık ve detaylı olarak paylaşacaklardır'' dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği kazadan 4 gün sonra bir fotoğraf yayınlandı. Bu fotoğrafta helikopterin uçuş bilgilerinin yer aldığı CPRS cihazının bulunduğu ancak daha sonraki fotoğraflarda bu cihazın söküldüğü ifade edildi. Bu DDK raporuna da yansıdı. Bu kayıp parçalarla ilgili Ulaştırma Bakanlığının yaptığı bir çalışma var mı?'' sorusu üzerine, kazanın olduğu andan itibaren devletin bütün imkanlarıyla seferber olduğunu, kaza raporunun da yaklaşık 9 ay sonra kamuoyuyla paylaşıldığını söyledi.

29 Ocak 2011 Cumartesi

Serdar Ortac - Gulun rengi


Serdar Ortac - Gulun rengi super parca dinle 
Serdar Ortac - Gulun rengi gercekten bu parca harika asagıdaki linkten dinleyebilirsiniz



Serdar Ortac - Gulun rengi








Serdar Ortac - Gulun rengi Sozleri
Buralarda sensiz olmak çok zor,
Bir tek şey için katlanılır dönüşünün olması,
Pekde gerçekçi değil ama bana nasipmiş solması,
Karşıma çıktın senden,
Senle her şeyden zevk aldım,
Gül kokar güldüğü yerden,
Ben gülün rengine kök saldım,
Varlığın her şeyi çözdü,
Yokluğun derde keder gündü,
Öyle bir aşk arıyordum,
Bulduğum yerde yüzüm güldü,
Buralarda sensiz olmak çok zor,
Zormu acımı kalbime gömmek,
Zormu kaderi anlayabilmek,
Zormu delice gözyaşı dökmek,
Zormu yaradı ellere kalbim,
Yokmu bana masal gibi gelecek,
Yokmu önüme diz çöküp ölecek,
Yokmu yinemi gözyaşı kaldım,
Yokmu acılı günlere talim,
Karşıma çıktın senden,
Senle her şeyden zevk aldım,
Gül kokar güldüğü yerden,
Ben gülün rengine kök saldım,
Varlığın her şeyi çözdü,
Yokluğun derde keder gündü,
Öyle bir aşk arıyordum,
Bulduğum yerde yüzüm güldü,
Beni bile bille üzdün çok,
Ben acımı kalbime gömdüm,
Elini tutmayı sevdim çok,
Başımı kaç kere kuma gömdüm,
Sana bir kuru aşkım var,
Gelip onu al yakınımdan,
Ya benim gibi mutsuz gez,
Yada zevk al acılardan,
Karşıma çıktın senden,
Senle her şeyden zevk aldım,
Gül kokar güldüğü yerden,
Ben gülün rengine kök saldım,
Varlığın her şeyi çözdü,
Yoklluğun derde keder gündü…

















27 Ocak 2011 Perşembe

Galatasaray Efsanesi

galatasaray efsanesi :) nerden nereye geldik gönlümüze taht kurdun sen biraz eskiye dönelim fotolarla Eskileri Hatirlamanizi Sağlayacağim elimden geldiği kadariyla
galatasaray efsanesi  İşte




O günleri Hiçbirimiz unutmadik



Arsenalida Devirdik ve kupa bizim galasarayin :)



her izlediğimizdeyaşiyoruz o ani ordaki herkes gibi ...

Ve bu stada senelerimizi verdiğimiz ümitsizliğimizi yendin bizim diyerek ali kircanin harika yorumlariyla ali samiyene veda ediyoruz
Siz kalbimizde yaşayacaksiniz

Milyonluk hurda araclar

Milyonluk hurda araclar şaşırtıyor !

Milyonluk hurda araçlar şaşırtıyor!



Birleşik Arap Emirlikleri kentlerinde hurdaya çıkarılmış veya çürümeye terkedilmiş Rolls-Royce, Bentley, Ferrari ve Porsche gibi markaları görmek artık sıradan bir olay.

Kral Gerimi Dönüyor

Cimbom'da Hakan Şükür sesleri!




Galatasaray Kulübü Divan Kurulu Üyesi Yılmaz Toköz, sarı-kırmızılı takımda Hakan Şükür'ün yeniden takıma dönmesini önerirken, bu konuyla ilgili Hakan Şükür'ün kendisine olumlu yaklaştığını ileri sürdü.
 
Hilton Oteli'nde basın toplantısı düzenleyen Yılmaz Toköz, Galatasaray Futbol Takımı'nın forvet hattında önemli sorunlar yaşandığını savunarak, kendisinin, 38 yaşındaki Hakan Şükür'ün kısa bir süre için de olsa futbolcu olarak takıma geri dönmesini arzu ettiğini aktardı.




Hakan Şükür, Galatasaray'a dönerse sizce başarılı olur mu? (Tıklayın)



Hakan Şükür'ün 1 aylık bir antrenmanla oynayabilecek hale geleceğini savunan Yılmaz Toköz, "Ben, Hakan Şükür'ün kısa süre için de olsa futbol oynaması gerektiğine ve Galatasaray'a faydalı olacağına inanıyorum. Kendisiyle görüştüm. Antrenman eksiği olduğunu söylemesine karşın ısrar ettim. En azından bazı maçlarda oynayabileceğini söyledim. O da ilgi gösterdi. Dünyada emsalleri var. Hakan Şükür kısa sürede yeniden futbola dönebilir" diye konuştu.



Toköz, Hakan Şükür'ün Galatasaray'da futbola dönmesi konusunu eski başkanlar Ali Tanrıyar, Ali Uras ve Mehmet Cansun'la görüştüğünü, bu kişilerin fikrini olumlu karşılandığını aktarırken, Hakan'ın 3 ay daha futbol oynamasının Galatasaray'a bir şey kaybettirmeyeceğini dile getirdi.



Yılmaz Toköz ayrıca, Galatasaray'da yaşanan yönetim sorunlarını 'kaos' olarak nitelendirirken, mevcut yönetimin dönemini tamamlaması gerektiğini, 2012 yılındaki seçimlerde başkan adayı olmak isteyen kişilerin ise şimdiden çalışmalara başlaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Hayırlısı olsun :)

Batum agir konustu

Batum ağır konuştu: 'Kralın soytarısı!' dedi şok aciklama evet arkadaşlar
batum ağir konustu kralin soytarisi dedi peki kime dedi :) aşağida
bizi seçtiğiniz için tşk ederiz farki yaşayin :) real_karizma sundu :)

Süheyl Batum "Herkes haddini bilecek, kralın soytarısı olduğunu zannetse bile" dedi.Güncelleme:27 Ocak 2011 20:05




Süheyl Batum: Sayın Hüseyin Çelik CHP için ’darbe şakşakcısı’, ’karanlık bekçisi’ dedi. Şimdi onların ağzıyla söyleseydik, ahlaksızlar, şerefsizler, namussuzlar, densizler derdik. Herkes haddini bilecek, kralın soytarısı olduğunu zannetse bile.''



CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, TBMM gündeminde yer alan "Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş ve yargı usulleri" ile "Yargıtay ve Danıştay" hakkındaki yasa tasarılarının, iktidarın önünde engel olarak gördüğü yargıyı bertaraf etme ve rejimi mutlak bir otoriter rejime dönüştürmenin nihai aracı haline geldiğini iddia etti.



Batum, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında TBMM gündemindeki yasa tasarılarını değerlendirdi

Yeni Hd4 playstation

yeni hd4 playstation Böyle olacak Galiba

Çocuklar için üretiyorlar



Çocuklar için üretiyorlar

Hollywood’un gözde çiftleri arasında sayılan Angelina Jolie ve Brad Pitt, çocuklara yardım etmek için kolları sıvadı. Her sene yaptığı yardım çalışmalarından dolayı birçok ödüle layık görülen ünlü çift, çocuklara kıyafet tasarlayarak, yardıma muhtaç çocuklara yardım etmeyi planlıyor. Daha önce Asprey adlı takı firmasıyla işbirliği yapan ünlü çift, ‘Protector’ adlı takı koleksiyonundan elde edilen tüm geliri yardıma muhtaç çocuklara bağışlamıştı.


Çocuklar için üretiyorlar


SAĞLIKLI OLMALI

Hayat arkadaşı 46 yaşındaki Pitt’le bir çocuk giyim firmasıyla anlaşan 35 yaşındaki Jolie, kıyafetleri tasarlarken kendi çocuklarının kıyafetlerinden esinleneceğini söyledi. Çocuk giyisilerin rahat ve kimyasal maddelerden uzak, organik kumaşlardan yapılması gerektiğini belirten Jolie, “Elde edilen gelir Jolie-Pitt Foundation’da toplanacak. Oradan da yardıma muhtaç çocuklara bağışlanacak. Umarım herkes bu kampanyaya destek olur. Dünyada zor durumda olan çok çocuk var” dedi.
Çocuklar için üretiyorlar

Michael can, eski karısı mal derdinde





Michael can, eski karısı mal derdindeOğlu hapiste olan ve kendisine gırtlak kanseri teşhisi konan ünlü oyuncu Michael Douglas’ın sıkıntılarına bir yenisi daha eklendi. Yetenekli aktörün eski eşi Diandra, onu mahkemeye vererek para talebinde bulundu. 2000 yılında boşanırken yaptıkları anlaşma gereğince, Douglas’ın Michael can, eski karısı mal derdinde kendisine birlikte oldukları süre boyunca rol aldığı her filmden kazandığı paranın yarısını vermek zorunda olduğunu belirten eski eş, “Michael’ın rol aldığı ‘Wall Street’ adlı film biz birlikteyken çekilmişti. Michael şimdi bu serinin ikinci filminde rol alıyor. Dolayısıyla kazandığı paranın yarısını bana vermesi gerekiyor” diyerek herkesi şaşırttı.




Michael can, eski karısı mal derdinde

25 Ocak 2011 Salı

Becalli Şok Aciklama

Becalli Şok Aciklama


Steaua Bükreş'in sahibi Gigi Becali, orta saha oyuncuları Erik Bicfalvi'yi Galatasaray teknik direktörü Gheorghe Hagi'nin istediğini açıkladı.


Ara transferde Steaua Bükreş'ten iki oyuncu transfer eden Galatasaray, aynı takımdan bir oyuncuyla daha ilgileniyor.




Steaua'nın sahibi Gigi Becali, orta saha oyuncuları Erik Bicfalvi'yi Galatasaray teknik direktörü Gheorhe Hagi'nin istediğini açıkladı.



Rumen basınına konuşan Becali, "istediğimiz şartlar oluşursa Bicfalvi'yi sezon sonunda Galatasaray'a verebiliriz" dedi.



2005-2006 sezonunda Romanya üçüncü lig takımı Fink Fenster Petreşti'de yıldızı parlayan 22 yaşındaki Bicfalvi, ertesi sezon birinci lig ekibi Jiul Petroşani'ye transfer oldu.



1.87 cm. boyundaki İsveç asıllı Rumen orta saha oyuncusu, 2007 yılında geldiği Steaua'da 32 maça çıktı ve bir gol kaydetti. Bicfalvi, Romanya'nın alt yaş seviyesindeki milli takımlarında birçok kez forma giydi.



Galatasaray ara transferde Cluj'dan Arjantinli orta saha oyuncusu Juan Emmanuel Culio,Steaua Bükreş'ten Rumen forvet Bogdan Stancu ve Steaua ile sözleşmesini fesheden Kolombiyalı kaleci Robinson Zapata'yı renklerine bağlamıştı.

Okulda oral seks skandalı!


Okulda oral seks skandalı!


ABD'de bir öğretmen, öğrencilerin sınıfta oral seks yaptığı ve kıyafetlerini çıkardığı yönündeki şok edici iddiaların ardından açığa alındı.Güncelleme:26 Ocak 2011 00:10

California eyaletinin Oakland şehrinde Markham ilkokulunda yaşanan olaya 7-8 yaşlarındaki öğrencilerin karıştığı belirtiliyor.


Okulda oral seks skandalı!


İkinci sınıflara eğitim veren ve kimliği gizli tutulan erkek öğretmen polislere söz konusu eylemlerin hiçbirini görmediğini söylediği belirtildi.



Olayla ilgili soruşturma açılırken, öğretmen bu süre içinde görevden uzaklaştırıldı.



Söz konusu olaylardan birinde yarı çıplak birkaç öğrencinin sınıfta rahatsız edici davranışlar sergilediği, bir diğer olayda ise öğrencilerin oral seks yaptığı kaydedildi.



Öğrenci velilerinin mektup yoluyla olaylarla ilgili bilgilendirildiği belirtilirken, yetkili Troy Flint, "Eğer bilgiler doğrulanırsa sınıfta ciddi bir denetim boşluğu var demektir. Bunun nasıl olmuş olabileceğini araştırıyoruz. Bu bize olanaksız gibi görünüyor" diye konuştu.



Okul müdürü Pam Booker, iddiaların geçen hafta bir öğrencinin bilgi vermesi üzerine ortaya atıldığını belirtti.



Soruşturma kapsamında okuldaki tüm öğrenciler ve öğretmenler sorgulanırken, olayların geçtiği iddia edilen sınıfın öğretmeni açığa alındı.



Ancak velilerin kaygısı giderilebilmiş görünmüyor. Okulda iki çocuğu bulunan Ane Musuva, "Öğretmenlerin çocukları gerçekten izlemediğini ve onlara dikkat etmediğini bilmek beni korkutuyor. Çocuklarımın böyle bir ortamda yetişmesini istemiyorum" diyor.

İnönü Stadı yıkılıyor


İnönü Stadı yıkılıyor
evet arkadaşlar galasaraydan sonra şimdide beşiktaşmi İnönü Stadı yıkıyorlar

Beşiktaş Kulübü'nün uzun süredir stat projesiyle ilgili beklediği karar, İstanbul 3 Nolu Kültür ve Tabiatı Koruma Kurulundan çıktı.
İnönü Stadı yıkılıyor arkadaşlar beşiktaş için hayirli olmasini dileriz
forover galatasaray :)

ABD'nin üçte ikisini yok edecek

ABD'nin üçte ikisini yok edecek




ABD'de bulunan dünyanın en büyük süper volkanı Yellowstone'un 2004'ten bu yana rekor oranda yükseldiği ve volkanın patlaması halinde ABD'nin üçte ikisinin yaşanmaz duruma gelebileceği belirtildi.

ABD'nin üçte ikisini yok edecek
Daily Mail'deki habere göre, Wyoming parkındaki volkanın tabanının sadece son üç yıldır, yılda 7,5 santimetre yükseldiği, bu rakamın, kayıt tutulmaya başlandığı 1923’ten bu yana en yüksek seviyeyi gösterdiği vurgulandı.
Süper volkanın 640 bin yıldan bu yana ilk kez patlaması, bilim adamlarının korkulu rüyası. Ancak bilim adamları, son 2,1 milyon yılda 3 kez patlayan volkanla ilgili bilgi eksikliği yüzünden, bir sonraki felaketin ne zaman olabileceği konusunda kesin bir şey söyleyemiyorlar.
ABD'nin üçte ikisini yok edecek
Ancak bir patlama olması halinde, geçen sene patlayan İzlanda’daki Eyjafjallajökull yanardağının yol açtıklarının, süper volkanınkinin yanında devede kulak kalacağı belirtiliyor.
ABD'nin üçte ikisini yok edecek DOĞA HARİKASI
ABD'nin en büyük volkanik sahasında bulunan Yellowston, doğanın en müthiş oluşumlarından biri olarak nitelendiriliyor.
640 bin yıl önceki büyük patlamadan sonra 30 küçük patlamanın olduğu, bu patlamaların sonuncusununsa 70 bin yıl önceye denk geldiği ifade ediliyor.
Süper yanardağlar dağ biçiminde değil, büyük çöküntüler biçiminde oluyorlar. Bunlar, "kaldera" denen çökmüş dev kraterler olarak biliniyor.
Yellowstone kalderası 10 km boyunda ve 30 km eninde. Yüzeyinin sekiz kilometre altında da dev bir magma odası bulunuyor.
Magma odasındaki basınç arttıkça yüzey yükseliyor ve ölçülebilir bir sıcaklık artışı oluyor.



Sefa Doganay - Taklit Yetenek Sizsiniz

Sefa Doganay - Taklit Yetenek Sizsiniz
Mukkemmel showu taklitte on numara gercekten arkadaşlar evet Sefa Doganay - Taklit Yetenek Sizsiniz
aşağida verdiğim vidiyodan izleyebilirsiniz taklitte baska yetenek yok galiba Sefa Doganay - Taklit Yetenek Sizsiniz
 

23 Ocak 2011 Pazar

Sütlaç Tarifi

Sütlaç Tarifi :) yemek sitesi deiL ama sütlaçi cok sevdiğim için tarifini vereyim dedim
Real_Karizmada Sütlaç Tarifi
evet aşağidak resimdeki gördüğünüz Sütlaç in Tarifinide aşağida vermiş bulunmaktayim Afiyet Olsun






Sütlaç tarifi


Bir kaba taşları ayıklanmış tepeleme dolu 1 kahve fincanı pirinç ile 1.5 su bardağı su koyarak, pirinç suyunu çekip de iyice yumuşak bir hal alıncaya kadar haşlamalı ve kabı ateşten almalıdır.

Sonra bir tencereye 2000 gram süt, 1 kahve kaşığı tuz ile haşlamış olduğumuz pirinçleri koyarak pirinçli sütü kaynamaya bırakmalıdır.

Diğer taraftan bir kaba bir çeyrek kahve fincanı pirinç unu ile bir çeyrek kahve fincanı nişasta koyarak üstlerine 3 çeyrek bardak suyu sicim gibi akıtmalı ve bir taraftan da karıştırarak un ve nişastayı su içinde eritmeli, sonra da bu karışımı, kaynmakta olan pirinçli süte yine sicim gibi akıtmalı ve karıştırarak ilave ettikten sonra bunları 10 dakika kadar pişirmelidir.

10 dakika sonra süte bir çeyrek bardak da toz şeker katarak sütlaç düğün çorbası kıvamında bir koyuluk oluşturuncaya dek karıştırarak pişirmekte devam etmeli sonra da tencereyi ateşten alarak hemen kase ya da tabaklara bölmeli ve iyice soğuduktan sonra servis yapmalıdır

22 Ocak 2011 Cumartesi

Msn Linklerine Tıklaniyor

Uzun süredir tıklanilmiyordu msn linklerine düzeltmişler tşk ediyoruz
Windows live ekibi msne linkine tıklandiğina dahil bir ss aldim buyurun aşağidaki linkte veriyorum
Görüdüğünüz gibi artik Msn Linklerine Tıklaniyor


21 Ocak 2011 Cuma

Eyvah Eyvah Müzikleri İndir

Eyvah Eyvah filminin büyük beğeni toplaması ile ikincisi çekilen Eyvah Eyvah 2 filmi şu günlerde vizyonda…Film komedi yönü ile beğenilmesi kadar Eyvah Eyvah film müzikleri de bir o kadar beğeni topluyor. Eyvah Eyvah film müziklerini sitemizden indirebilirsiniz.






Karaçalı


Söz & Müzik: Anonim

Fasulye (Remix)

Söz & Müzik: Anonim

Dört Beygir (Enstrumantal)

Müzik: Anonim

Melekem (Kavur Balıkları)

Söz & Müzik: Anonim

Çökertme

Söz & Müzik: Anonim

Dua

Söz: İlkan San Müzik: Necdet Tokatlı

Uçun Kuşlar İzmir’e Doğru

Söz & Müzik: Anonim

Tekirdağ Karşılama (Enstrumantal)

Müzik: Anonim

A Be Kaynana

Söz: Aşkın Gök Müzik: Şevket Uğurçay

Trakya Gayda (Enstrumantal)

Müzik: Anonim

Gülmek İçin Yaratılmış

Söz & Müzik: Romildo Risso, Atahualpa Yupanqui

Türkçe Sözler: Ülkü Aker

Nazende Sevgilim

Söz & Müzik: Bekiraf

Dilimi Bağlasalar

Söz: Aslan Tunçata Müzik: Selahattin Altınbaş

Hovarda Zeybeği (Enstrumantal)

Müzik: Anonim

Fasulye

Söz & Müzik: Anonim





EYVAH EYVAH 2 FİLM MÜZİKLERİ İNDİR – TIKLA

Etten Kurttekin – Suyun Üstüne albümü İndir

Av Mevsimi filmi içerisinde seslendirdiği “Benden adam olmaz” şarkısı ile büyük beğeni toplayan ve kısa sürede internet ortamında en çok indirilen sanatçılar arasına giren “Etten Kurttekin – Suyun üstüne albümü” çıktı. Etten Kurttekin’in Suyun üstüne albümünde toplam12 şarkı bulunuyor.


1. İçtim


2. Peter Pan

3. İstanbul

4. Senden Uzak

5. Özlem

6. Yedi Renk

7. Sorunum Var

8. Tutamadım

9. Bitti

10. Gözler

11. Suyun Üstüne

12. Bulaşmayın


ETTEN KURTTEKİN – SUYUN ÜSTÜNE ALBÜMÜ İNDİR

Profesyonel SEO

Profesyonel SEO





Arama Motorları Optimizasyonu (SEO), temel anlamıyla; internette bulunan arama motorlarında orjinalik sıralamalarda üst sıralarda yer almak için internet sitenizde yapılan iyileştirme çalışmaları olarak tanımlanabilir.SEO ile çalışmayı düşünüyorsanız ne kadar çabuk harekete geçerseniz o kadar iyi olur. Bir siteyi yeniden tasarlamayı veya yeni bir site başlatmayı düşündüğünüz zaman, SEO ile çalışmaya başlamak uygundur.. Bu şekilde SEO ve siz, daha en başından sitenizin arama motorlarına uygun bir şekilde tasarlanmasını sağlayabilirsiniz. Ancak, iyi bir SEO, mevcut bir siteyi de iyileştirmeye yardımcı olabilir.



Seo danışmanlık içersindeki hizmetler Sunlardir


Web analitiği

Anahtar kelime araştırması

URL yapı tasarımı

Web sitesi iç bağlantı tasarımı

Sayfa optimizasyon

Meta tag optimizasyonu

Rekabetçi araştırma

Mevcut durum analizi

Değişiklik önerileri

Online tanıtım önerileri




 

Silah verin kafamıza sıkalım

Albay Temizöz




Diyarbakır'daki faili meçhul cinayet olaylarıyla ilgili davaya sanıklardan emekli albay Temizöz'ün isyanı damga vurdu.


Diyarbakır'da devam eden faili meçhul cinayet ve kayıp olayları ile ilgili davanın öğlenden sonraki bölümünde müdafi avukatlar, sanık ve sanık avukatlarının talepleri alındı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın duruşmasına mahkeme başkanı Menderes Yılmaz, daha önce kimliği deşifre olan gizli tanık ve aynı zamanda sanık olan Hıdır Altuğ'un ifadesinin alındığını söyledi. Sokak Lambası' kod adı ile ifade veren Hıdır Altuğ, ifadelerinden ve gizli tanıklıktan çekildiğini söyledi. İfadelerinin hür iradesi ile alınmış ifadeler olmadığını savunan Altuğ, "Beni yurtdışına göndereceklerini söylediler, çeşitli vaatlerle kandırdılar. İfadelerlerdeki imza bana ait ancak içeriklerini kabul etmiyorum. Ankara'da Kaya İnşaat'ta çaycı olarak çalışırken Hanefi Avcı ve Recep Güven şirkete gelip gidiyorlardı. Onlar bu ifadeleri vermem için beni ikna ettiler. İfadeler hazır sen gidip imza vereceksin dediler" iddiasında bulundu.



Müdafi avukatlardan Tahir Elçi ise gizli tanığın doğru söylemediğini ifade etti. Bunun bir oyun olduğunu ve bilinçli olarak Hanefi Avcı'nın isminin söylendiğini belirterek, emniyet ile jandarmanın karşı karşıya getirilmek istendiğini öne süren Elçi, emniyetin bugüne kadar hiç kimseyi yurtdışına ya da iş karşılığında tanıklık yaptırmadığını söyledi.



Söz alan sanıklardan Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atak da, 25 yıldır halkına düşman edildiğini ifade etti. Babasından kendisine 200 nüfus kaldığını, bu yargılama nedeniyle 200 yıl boyunca onların beladan kurtulamayacağını savunan Atak, "Korucu olmakla iki ateş arasında kaldık. Abdullah Bey (Abdullah Öcalan), korucu olursan seni öldürürüz dedi. Devlet de bize korucu olun dedi. Bizde korucu olduk, Abdullah bey öldürürse öldürsün dedik. Biz komandonun 500 metre önünde yürüyorduk. Mayın varsa korucu ölsün diyorlardı. Biz bunu hak ettik. Benim bu Kürt'ün içine girmeye bir daha yüzüm tutmaz. Beni bıraksanız da bir daha gitmem. Gidersem de ya beni affedecekler ya da bir birimizi mahvedeceğiz" diye konuştu.



Gözaltına alındığı tarihte evinden alınan iki bilgisayarı hatırlatan Atak, "İki öğrencinin dersini çalıştığı bilgisayarları alıp depoya atıyorsunuz. O bilgisayarlarda Balyoz planı mı, darbe sanıkları mı vardı? Elinizi ayağını öpeyim barışı getirin. Barış istiyorsan, barışa meraklıysan koruculuk sistemini kaldır. Barışa biz mi engel oluyoruz. Bu yargılama ailemi mahvetti. Devletin yanında yer alan suçlu, dağa giden terörist, siyaset yapan KCK'dır. Bu nasıl adalettir" dedi.



TEMİZÖZ: SİLAH VERİN BAŞIMIZA DAYAYIP TETİĞİ ÇEKELİM

Emekli Albay Cemal Temizöz ise mahkeme 16 sayfalık yazılı savunmasını verdi. Kızgın olduğu görülen Temizöz, "Herkes rüyasında gördüğünü burada söylerse bu duruşma, duruşma olmaktan çıkar. Allah aşkına benim Koşu yolu bombacısı ile ne alakam var. Mahkeme artık bu zulme son versin. Ya yargılama ile ilgili hükmünüzü verin yada bize bir silah verin şakağımıza dayayıp tetiği çekelim" diye konuştu.



MAHKEME: KIYAT İLE DOĞAN'IN DİNLENMESİNİ İSTEDİ

Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aranın ardından, ara kararları okudu. Mahkeme heyeti ayrıca, Arif Doğan'ın sağlık koşularının uygun olması halinde gelecek celse dinlenilmesini kararlaştırdı. Mahkeme Ayrıca İzmir Valisi Cahit Kıraç ile iki kaymakam ve iki savcının da tanık olarak dinlenilmesine karar verdi. Mahkeme, Hanefi Avcı ile Recep Güven'in tanık olarak dinlenilmesi yönündeki talebi ise daha sonra değerlendireceğini açıkladı.



Bu arada Mahkeme, sanıklardan Hıdır Altuğ ve Abdulhakim Güven'in avukatlığını üstlenen Murat Çekiç'e uyarıda bulundu. Mahkeme, sanıklar arasında çıkar çatışması olduğunu bu nedenle aynı avukatın iki sanığı savunamayacağını bildirdi. İtiraz için gerekçeli kararı talep eden avukat Murat Çekiç'e, özel nedenlerden ötürü, tebligatın gizli yazıyla yapılacağı bildirildi. Mahkeme heyeti, duruşmayı 18 Şubat 2011 tarihine erteledi.

İşte Şans oyunlarinin Acı Sonuclari

İşte Şans oyunlarinin Acı Sonuclari
Bu Gibi İşlerle Ugraşmayin
Niye Belki Para Kazanirim Diyorsaniz Aşağiyi okuyun !
Haram Para Geldiği Gibi Gider ...







Verildimi bilmiyorum haber7'de okudum hem güldüm,hem güldğm











Şans oyunlarından kazananların coşkuları ne kadar sürer dersiniz? Bir dönem kendilerini en şanslı hissedenler farkında olmadan kendi sonlarını hazırlıyor.






İŞTE KAZANDIĞINI DÜŞÜNÜP DE KAYBEDENLER






"Milli piyango bileti aldığım için pişmanım"






Edirne'de 11 yıl önce Milli Piyango’dan büyük ikramiyeyi kazanan Ayhan Yalçınkaya, zengin olduktan sonra bıraktığı memurluğuna dönmeye çalışıyor. Parayı bulunca hayatının değiştiğini belirten Ayhan Yalçınkaya, huzurunun bozulduğunu, kötü günler geçirdiğini ve Milli Piyango bileti aldığı için pişman olduğunu söylüyor.






Bir anda zengin olmasına rağmen paranın çabuk tükendiğini belirten Ayhan Yalçınkaya, "Eskiden daha güzel bir hayatım vardı. Dostlarımı kaybettim. Devlet memurluğuna devam etseydim param olmayacaktı ama huzurum olacaktı. O zaman çok mutluydum. Devlet memurluğuna geri dönmek istiyorum. Ticaret hayatından bıktım. Buradan herkese sesleniyorum, para her şey değildir. İnsanın hayatında ne dost ne de tutunacak dal kalıyor" şeklinde konuştu.






Milli Piyango talihlisi donarak öldü






Denizli'nin Sarayköy ilçesine bağlı Tırkaz köyünde 40 yıl önce Milli Piyango biletine büyük ikramiye çıkan Mehmet Sarıoğlu, yaşadığı baraka tipi evde donarak öldü. Hiç evlenmeyen Sarıoğlu'nun hayatı 40 yıl önce aldığı piyango biletine büyük ikramiye çıkmasıyla değişti. Bir anda zengin olan Sarıoğlu, köyünde bir ev yaptı ancak, zamanla parası kalmayınca ona komşuları bakmaya başladı. Yeşil kart sahibi Sarıoğlu, devletten aldığı yaşlılık maaşıyla geçimini sürdürürken kısa bir süre önce evi yandı. Köylüler aralarında topladıkları paralarla evi tamir ettirdi. Kimsesi olmayan Sarıoğlu’nun Sarayköy Devlet Hastanesi’nde yapılan otopside donarak öldüğü belirlendi.






Marangozluktan para babalığına






Denizli'nin Çivril ilçesinde marangoz olarak geçimini sağlayan Osman Kaplan, çeklerini ödeyemediği için hapse girmiş ve 1999 yılında hapisten çıktıktan 2 gün sonra sayısal lotodan 340 milyar lira kazanmış. İki çocuk babası Kaplan'ın ilk işi eşinden boşanmak olmuş. Ardından İzmir'de Pınar Şirin adlı şarkıcıyla 20 milyar lira harcayıp Hilton'da nişan yapmış ve 6 ay sonra ayrılmış. Hızlı yaşayan Kaplan'ın parası kısa sürede tükenmiş. Paraların nasıl bittiğini anlayamayan Kaplan, "İkramiyeyi kazanınca akrabalarım çoğaldı. Daha önce borç para isterim diye herkes kaçarken, ikramiyeden sonra neredeyse bütün Çivril akrabam oldu. Nereden akraba olduğumuzu anlayamadım ama onlar Orta Asya'ya kadar uzanıp bir yerlerden tutturdu. O kadar yol kat edip geldiler diye her birine para veriyordum. Hızlı bir hayat yaşadım, para bitti." diyerek yaşadıklarını anlatıyor.






"Talih bize huzur değil, felaket getirdi"






Milli Piyango’nun 1990 yılbaşı çekilişinde 1 milyar 250 milyon lira kazanan Adanalı Cem Postacı, paranın kendisine aradığı huzuru vermediğini söyledi. 1996’da oğlunu trafik kazasında kaybeden Postacı, "Talih kuşu bize huzur değil, felaket getirdi" diyor. Oğlunu kaybettikten sonra bir daha bilet almamaya karar veren talihli, kendisine çıkan paranın hayırlı olmadığını dile getiriyor. Kazandığı ikramiyeyle emlak işine giren Postacı, bir süre sonra iflas etmiş. İşlerinin bir dönem çok iyi gittiğini, hiç tanımadığı kişilerin akraba olarak karşısına çıktığını anlatan Postacı, şimdi kimsenin kendisine yardıma yanaşmadığını vurguluyor. Postacı, "Para mutluluk getirmiyor, yuvam dağıldı, toparlamak için varımı yoğumu harcadım. Eşim beni terk etti. Şimdi bir otomobilim, evim ve emekli maaşım var. Keşke o bileti almasaydım da o para çıkmasaydı." diyor.






"Eşime kalmasın diye hepsini harcadım"






53 yaşındaki Mustafa Savgan'ın macerası ise çiçekçi bir kadının kendisine 2 lira harçlık vermesiyle başlıyor. Bu parayla piyango bileti alan Savgan, 1978 yılında 10 bin lira ikramiye kazandı. Savgan, eşinden ayrılmak istedi ama ayrılamadı. "Paralar eşime kalmasın diye harcamaya başladım.150 memurun maaşını 2 ayda yiyordum. Lokantalarda ödediğim hesabın 5-6 katını bahşiş olarak bırakıyordum. Sonunda paraları tükettim. Evlenirken karıma aldığım 1 kilo altını da sattım, harcadım. Eşimi de annesinin yanına gönderdim, evdeki bütün eşyaları satıp tekrar İstanbul'a döndüm. Yıl 1985'ti. Cağaloğlu’nda bir handa hem gece bekçiliği, hem de ayakkabı boyacılığı yapmaya başladım. Eşimin açtığı dava sonucu boşandım. Sevgi olmadan para bir işe yaramıyor. Hayatımda biri yok, sevgisizim ama huzurluyum" diyerek ibretlik hikâyesini paylaşıyor.






Kızı evi terk etmiş






1984 yılında aldığı bilete 7 milyon lira isabet eden Orhan Ulusoy'un huzur içindeki hayatı ancak 3 sene sürebilmiş. İşleri ters gittiği için kızı evi terk etmiş. Oto yedek parça dükkânı bulunan ve minibüsçülükle uğraşan Ulusoy, paranın eline geçmesiyle kendisinden para isteyenlerin sayısının da arttığını belirtti. Çıkan parayı soğan ve fasulye işine harcayan Ulusoy, üst üste 3 yıl istediği kazancı elde edemeyince iflas etti. 4'ü erkek 8 çocuğu olan Ulusoy, “Hiç rahat bir yaşantım olmadı; bir arkadaşım ‘bu para sana felaket getirir’ demişti, dediği çıktı. Bir kızım evi terk etmişti. Uzun aramalardan sonra buldum. Bana para çıktığını duyanlar hep bir beklenti içinde oldular. En yakınımdan en uzağıma kadar hep bir şeyler bekliyorlardı. Başlangıcında psikolojim alt üst olmuştu." diyor.






"70 milyonun âhı var"






Evli ve 3 çocuk babası olan Nusrettin Çınar'a da Turhal'da Milli Piyango’dan 6 milyar lira çıktı. Önce yurt dışına giden Çınar, otobüs alarak Turhal'a şehirlerarası otobüs şirketi kurdu. İşleri iyi gitmeyen Çınar, 1995 yılında iflas etti. Çınar yaşadığı olayları şöyle anlatıyor: "Sefa kısa sürdü. 70 milyon kişinin verdiği biletlerden bir iki kişi yararlanırsa böyle olur. Hepsinin âhı var üstünde, hayrı olmaz. Sonradan araştırdım, kimseye hayır getirmemiş."






Şimdi işsiz olan ve emekliliğinin planlarını yapan Çınar, artık Milli Piyango bileti satın almıyor.






"Para beni perişan etti"






Ali Atıcı, çay ocağı işletirken 2004’te sayısal lotodan 543 bin YTL kazanır. Parayı aldıktan sonra memleketi Erzincan'a yerleşen Atıcı, boşandığı eşi ve çocuklarını İsviçre'ye gönderir ve ikinci evliliğini yapar, ancak ondan da ayrılmaya karar verir. Atıcı, Doğu Beyazıd'a gidip, 14 yaşındaki ****.'yi başlık parasını verip evine götürür. Gelişen olaylar zincirinde ****. babası Arif K.'ya teslim edilir. Ali Atıcı'nın pişmanlık dolu sözleri ise şöyle: "Hayal edemeyeceğim kadar zengin oldum, ama hayatım da alt üst oldu. Huzurum kaçtı. Geceleri gözüme uyku girmez oldu. Lotodan çıkan para beni perişan etti."






İşte aynı şekilde başlayan ve yine aynı şekilde son bulan hayat hikâyeleri... Belki birbirlerinin değil yüzünü, adını bile duymamış birçok insanın aynı dertlere gebe olduğu sabahlar... Uykusuz geçen geceler, gözlerini kırpmadan sabah eden birçok insanın paylaştığı aynı kader... Her şeyin aynı olduğu bu süreçte ağızlarından çıkan cümle de aynı oluyor: "Çok pişmanım!"

Firefox 4 ne zaman çıkacak

Firefox Acaba Ne Zaman Cıkacak Bilmeyenler İçin
Firefox Nedir ?

Firefox tamamıyla ücretsizdir.


Bu aslında sizler için bir şey ifade etmiyor olabilir; çünkü malum kullandığımız yazılımların çoğu lisanssız. Eğer orjinal yazılımlar kullansaydınız, ücretsizin ne demek olduğunu ozaman anlayacaktınız.





Firefox kesinlikle daha güvenlidir.

Genellikle virüs ve trojen gibi zararlı yazılımlar windows ve türevi yazılımlara uygun olarak yazıldıkları için firefox’un bu tür tehlikeler ile karşı karşıya kalması düşük bir ihtimaldir.



Firefox, sekmeli tarama özelliğine sahiptir.

İnternet Explorer, Firefox’dan bu özelliği çalarak kendi bünyesine koyduğu ve karizmasını çizdirdiği özellik. Explorerden çok çok önce biz bunu kullanıyorduk



Firefox ile beslemeleri daha kolay takip edersiniz.

Internet’in son günlerdeki modası RSS ve Atom yayınlarını Firefox başka bir program yüklemenize gerek olmadan okuyabilir.



Firefox‘la internette arama yapmak çok daha kolaydır.

İnternet Explorer, Firefox’dan bu özelliği çalarak kendi bünyesine koyduğu bir özellik daha ve karizmasını çizdirdiği özellik.



Firefox açık kaynaklıdır.

(Alıntı) Bu Firefox’un kodları kimseden gizlenmiyor ve böylelikle herkes Firefox’ta dilediği değişikliği yapabiliyor demektir. Bu dünyanın dört bir yanından, binlerce insanın yazılımın gelişimine destek vermesi ve böylelikle hataların asgariye indirilmesi demektir. Firefox’u en büyük rakibi Internet Explorer’dan ayıran en önemli avantajı bu şekilde çok daha sağlam bir yapıya sahip olmasıdır. Microsoft’un tamir etmek için aylarca beklediği hatalar, Firefox’ta birkaç haftada temizlenir.



Firefox‘la binlerce eklenti kullanabilirsiniz.

En sevdiğim özelliklerinden biri de bu. Kendinize göre özelleştirebilirsiniz, temalar kurabilirsiniz.



Firefox çok platformludur.

Firefox, Windows, Mac OS ve Linux gibi tüm yaygın işletim sistemlerinde kullanılabilir.



Firefox kişisel gizliliğinizi korur.

Tek bir tıklamayla tarama geçmişinizi, çerezleri, form girdilerini ve kullandığınız parolaları başkalarının ulaşamayacağı şekilde silebilirsiniz.



Firefox yeni web teknolojileriyle uyumludur.

Firefox, web teknolojilerindeki yeni standartları belirleyen, en önemli tarayıcıdır




Merakla beklenen Firefox 4’e kavuşmamıza çok az kaldı.








Son birkaç yıldır yaptığı başarılı işlerle Microsoft’un tarayıcısı Explorer’ın tahtını ele geçiren ve dünyanın bir numaralı tarayıcısı olan Firefox, merakla beklenen yeni sürümünü şubat ayının sonunda çıkaracağını açıkladı.







Mozilla mühendislerinden Damon Sicore’in açıklamasına göre, Mozilla’nın yeni sürümü Firefox 4’te hala 160 tane kritik hata bulunuyor. Ancak çalışmalarına ciddi biçimde devam eden Firefox ekibi, önümüzdeki 6 haftalık süreçte bu hataları çözüme kavuşturarak Firefox 4’ü Şubat ayı bitmeden piyasaya sürecek.




Ayrıca Mozilla’nın planları arasında, Şubat ayının hemen başında mevcut hataların düzeltildiği yeni bir beta sürme fikri de var.

Ölmüş adamı dirilttiler!

Ölmüş adamı dirilttiler!

İngiltere’de kalbi duran adam 3 buçuk saat sonra, mucizevi kalp makinesi sayesinde hayata döndürüldü.







Londra’da, Croydon kasabasında yerde baygın bir halde bulunan Arun Bhasin, hemen Croydon Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Talihsiz adamın vücut ısısı -10 dereceydi ve kalbi durmuştu. Bhasin aslında çok şanslıydı, kendisine hastanede öldükten sonra yeniden diriltme üzerine çalışan iki uzman doktor müdahale etti.






Doktorlar, Bhasin’i, Zoll AutoPulse adı verilen, kalp masajı aletine bağladı. Dakikada 100 kompresyon uygulayan ve pille çalışan cihaz, Bhasin’e 20 bin kompresyon uyguladı. Cihaz 3 buçuk saat sonra Bhasin'i yeniden hayata döndürdü.






Bu arada Bhasin’in organlarının zarar görmemesi için kalbi pillere bağlandı ve ilaçlarla durumu stabil tutuldu.






Bhasin’e müdahalede bulunan doktorlardan Nigel Raghunath, böyle bir olayla hiç karşılaşmadığını söyledi. Arun Bhasin ise "Aslında şu an ölüydüm. Beni yaşattıklarına inanamıyorum. Bu bir mucize" dedi.


Adamlar Süperler : ) Neyler Yapiyorlar En Azindan Yalanda olsa bir çaba Var Biz Türkler Yapsaydik Böyle Şeyler Keşke orda İngiltere DeiLde Turkiye Yazsaydi Ben onu yayinlasadim

Arnavutluk karıştı

Arnavutluk'un başkenti Tiran'da muhalefetin başbakanlık önündeki gösterisi sürüyor. Çıkan protesto olaylarına kan bulaşırken, şu ana kadar iki kişinin öldüğü belirtildi.Güncelleme:21 Ocak 2011 18:33


Başbakan yardımcısının yolsuzluk iddiaları üzerine istifa etmesinin ardından erken seçim talebiyle başlatılan protesto gösterilerine katılanlardan bazıları, polise taş, molotofkokteyli fırlatırken, polis de göz yaşartıcı gaz kullandı.



Göstericiler başbakanlık binası çevresinde park edilmiş araçları yaktı, binaya taş fırlattı.



Yüzlerce gösterici, erken seçim çağrısı yapan sloganlar atıyor.



GÖSTERİCİLER POLİSLE ÇATIŞTI




Önlemlere rağmen başbakanlık binası önünde toplanan protestoculardan bir grup, polise taş, ayakkabı ve molotofkokteyli fırlattı. Olaylar sırasında yaralanan bazı polisler hastaneye kaldırıldı.



Arnavutluk'ta Sosyalist Parti önderliğindeki muhalefet, Başbakan Sali Berişa'nın yardımcısının yolsuzluk yaptığı iddialarının ardından istifa etmesinden sonra, erken seçimlere gidilmesi çağrısı yapmıştı.



Sosyalist Parti lideri Edi Rama, taraftarlarından barışçı gösteriler düzenlemelerini istemişti.



Bu arada ABD'nin Tiran Büyükelçiliği, gösterilerin barışçı ve yapıcı olması talebinde bulunarak, politikacıların son günlerdeki "kabul edilemez" söylemlerini kınadıklarını belirtti.

Flaş Flaş Flaş Mehmet Ali Birand görevini bıraktı

Peki Kim Bu Mehmet Ali Birand Kimdi

Sonradan annem anlattı. 9 aralık 1941 gecesi, Alman Hastanesi’nde dünyaya gelmişim.



Kendimi bildiğimde, Erenköy’de 4 dönümlük bir bahçenin içindeki, her tarafı dökülmekte olan üç katlı köşk- konak karışımı bir evde kendimi buldum. Etrafımda sadece annem Mürvet ve ağabeyim Ural vardı. Bir de tavan arasında koşuşturan fareler.



Babam, ben 2 yaşındayken kalp krizi sonucu ölmüş. Annem 42 yaşında iki çocukla dul ve beş parasız kalmış. İzzet Birand, Maliye Bakanlığı Kaçakçılık Şubesi’nin başındaymış. Benim tanıdığımda epeyce yaşlanmış olan köşk, babamın döneminde Erenköy’ün en eğlenceli yeriymiş. Zamanının en tanınmış şarkıcıları, Necmi Rıza Zobu veya Naşit ve Vasfi Rıza gibi tiyatrocuları her hafta toplanıp yemek yer, rakı içer, şarkılar söyler, oyunlar oynarlarmış. Benim hayatıma damgasını vurduğu yıllarda ise aynı köşkün ahı gitmiş vahı kalmıştı.





HAYATA TALİHSİZ BAŞLANGIÇ



Annem, babamın üç aylıklarıyla bizi ve kendini geçindirmenin çaresizliği içindeydi.



Kışları, kömür sobası etrafında toplanıp ısınmaya çalışarak geçirir, haftada bir yanan alt kattaki hamamda yıkanır, günde sadece 7-8 defa sefer yapan özel bir otobüsle, kar yağdığında yollar kapanmazsa, 1 saatlik yolculukla Kadıköy’e, oradan da vapurla şehre gidip gelerek yaşardık.



İşte öylesi karlı bir gece, annem 3 yaşındaki beni yıkamak için soba’nın üstünde su ısıtırken, üstünden atlamaya kalkmışım ve kovayı devirmişim. Kaynar su sol bacağımı yakmış. Böylece, hayatımın gidişini etkileyen, 5 ayrı ameliyat geçirip, toplam 1 yılımı hastanelerde geçirdiğim, ölümün ucundan bir şans eseri kurtulduğum talihsizlik dizisi başlamış.



Hayat hep kötü rastlantılarla geçmez tabii. İlk şans, ilkokulu Erenköy Zihnipaşa’da tamamladıktan sonra 1955’te Galatasaray Lisesine girmemle bana gülmüş. “ Gülmüş” diyorum, zira o dönemlerde hiç farkına varmamıştım. Sonradan, bu gelişmenin beni nasıl değiştirdiğini anladım.







HAYATIMI DEĞİŞTİREN 4 KİŞİ



O şansı bana, dayım Mahmut Dikerdem verdi. Dışişleri Bakanlığında küçük bir diplomattı. Çok para kazanılan bir düzeyde olmamasına rağmen, ablasının küçük oğlunun eğitimini üstlendi. Annemin beni GS Lisesinde okutacak imkanı yoktu. Dayım okul taksitlerini yüklendi.



1962‘te Lise bittikten sonra, İstanbul Üniversitesi Filoloji Fakültesinde Fransızca bölümüne girerek eğitimimi sürdürmeyi denedim, ancak olmadı. Anamın artık takati tükenmişti. Ne yapıp edip çalışmam gerekiyordu.



İkinci şansım, Kenan İnal oldu. Koç Gurubu’nun önde gelen isimlerinden biriydi. Aile dostumuzdu. Vehbi Koç’un benimle ilgilenmesini sağladı.



1963’te önce İngiltere’ye ayağımdan 5 inci ve sonuncu ameliyatımı olmaya gittim. Dönüşümde de Koç Holding’e girecektim. Londra’ya giderken, GS lisesi yıllarımda tanıştığım Abdi İpekçi, Milliyet’in Londra muhabirliğini verdi. “İlginç şeyler bulursan mektupla bize bildirirsin” demişti. Ben de, ameliyat bir yanda, İngilizce öğrenme ve Milliyet’e mektupla haberler gönderme öte yanda, 1 yılımı tamamlayıp geri döndüğüm 1964 yılı Temmuzunda, Koç Holding yerine, kendimi Milliyet’te buldum.Üçüncü şansımı, yani gazetecilik hayatımı, Abdi İpekçi önüme açtı. Vehbi Koç ile konuşup “ Bırakın bir süre bizimle çalışsın. İki dili olan genç bir insan. Üstelik gazeteciliği seviyor ve yetenekli görünüyor. Bir deneyelim. Eğer yapamazsa size geri döner” deyip, Vehbi beyin onayını almıştı.







GAZETECİLİKTEKİ PARLAK DÖNEM...







Dördüncü şansım ise, Milliyet’te çalışırken karşılaştığım Cemre oldu. Onunla 1971’de evlendim ve hayat mücadelemizi birlikte götürdük. Evlilik ile birlikte cebimizde, Milliyet’in verdiği 500 dolar maaşla Brüksel maceram başladı.



Milliyet’in Brüksel’deki muhabiri olmak bana çok şey kazandırdı. Hem dünya görüşümü etkiledi, hem de çok şey öğrenmemi sağladı. Eğer Brüksel’e gitmemiş, Cemre ile orada 20 yıl süreyle yaşamamış olsaydım, bugün geldiğim yerde olamazdım.



Brüksel’deki gazeteciliğimin dönüm noktası da, 1974 Kıbrıs Harekatı’yla gerçekleşti. Eskiden içine kapanık ve dış ilişkileri sorunlu olan Türkiye, birden bire dünyanın gündemine girdi. Bütün gözler Ankara’ya çevrildi. Hemen her yerde ilgi odağı oldu. Amerika’nın silah ambargosu, Kıbrıs konusunu daha da ön plana çıkardı. Uluslararası ilişkiler, o döneme kadar görülmemiş derecede arttı. O zaman da, benim gibi dışarda çalışan gazetecilere ihtiyaç inanılmaz derecede yükseldi. Ancak ben de sadece Brüksel’de kalmadım, oradaki kurumlarla (NATO ve Avrupa Birliği) yetinmedim. Dışarıda yaşamanın avantajını kullandım görev sınırlarımı genişlettim.



Yıldızım parlayıverdi. 1974’ten sonra sadece Brüksel değil, sürekli Washington, Atina, Strasbourg’a (Avrupa Konseyi için) gider oldum. Dünyam genişledi. Bilgim arttı.



Brüksel, bana sadece habercilik açısından değil, kişisel gelişim açısından da çok yarar sağladı. Çalışma randımanım birkaç misli arttı. Zamanımı da iyi kullandığımdan dolayı, art arda kitaplar yazabildim. Zira kalıcı birşeyler bırakmak istiyordum.



Brüksel’deki 20 yılım, kişisel olarak üretimimin en üst düzeye çıktığı dönemdi. Yazdığım ve her biri büyük ilgi toplayan kitaplarımın listesi bunun kanıtıdır:



- 30 SICAK GÜN (1976) ve DİYET (1979) Kıbrıs harekatının perde arkasını, Türkiye’nin harekat sonrasındaki dış ilişkilerini ele alan iki kitap art arda çıktı.

- BİR PAZAR HİKAYESI (Türkiye- Avrupa ilişkileri) kitabının ilk baskısı 1978’de yaptı ve 2005’e kadar 10 ayrı baskı yaptı ve her defasında son gelişmeler eklendi. Sonunda TÜRKİYENİN AVRUPA MACERASI (Doğan Kitap) adıyla, Türkiye’nin AB tarihçesini tümüyle içinde biriktiren bir kitap oldu.

- EMRET KOMUTANIM (1986) (Türk Silahlı Kuvvetleri’nin subaylarını nasıl eğittiği ve TSK’nın işleyişini anlatan, TSK ile ilgili sivil biri tarafından yazılmış tek kitaptır. Milliyet Yayınları)

- 12 EYLÜL 04.00 (1983)

- APO ve PKK. (1988)







32.GÜN’ün GETİRDİĞİ ŞÖHRET







1985’te, bir adım daha attım ve 32.GÜN adlı, aylık bir haber programını başlattım. Gazetecilik artık beni tek başına tatmin etmiyordu. Televizyon ile daha geniş kitlelere sesimi duyurmak istdedim. Uluslararası ilişkileri ele alan ve yabancı devlet adamlarını konuk eden bir program yaptım. TRT’nin durağan dilinden farklı olduğu için çok beğenildi. Aslında programı, Avrupa TV’lerinde gördüklerimi örnek alıp, izlediklerimden esinlenerek yapmıştım, ancak program beklemediğim oranda beğeni kazandı ve beni şöhrete taşıdı. Bu programın böylesine başarılı olmasında en büyük katkı Can Dündar, Mithat Bereket, Çiğdem Anat, Ali Kırca, Deniz Arman, Cüneyt Özdemir, Rıdvan Akar, Musa Çözen, Talip Korkmaz, Sacit Baydar başta olmak üzere, sayısız muhabir, kameraman ve teknisyenden gelmiştir.



Yıllar boyunca 32. Gün için konuştuğum ünlülerin listesi epey büyüdü (eski Fransa Devlet Başkanı François Mitterand, Avrupa Komisyonu eski başkanı Romano Prodi, eski Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac, Ürdün Kralı Hüseyin ve oğlu Kral Abdullah, Suriye Devlet Başkanı Bessar Essad, eski Irak lideri Saddam Hüseyin, Rusya Federasyonu eski başkanı Gorbachov, Yeltsin, Filistin lideri Yassir Arafat, Alman Başbakanı Helmut Kohl, Schröder ve eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, Karamanlis, Mitsotakis, Rabin, Simon Peres vs...







1986’da bir adım daha attım ve Sovyetler Birliği yetkililerini, hem de Milliyet’i ikna edip, Moskova’da da büro açtım. Her ay Moskova’ya gider ve gelişmeleri izlerdim. Tam o sıralarda Gorbaçov dönemiyle birlikte açılım başlıyordu. Moskova-Brüksel arasında gidiş gelişler bana çok katkı yaptı. Analizlerim renklendi, bilgi dağarcığım daha da derinleşti.



Bir süre sonra, TV çalışmalarımda, sadece 32.Gün’ü yapmak da beni tatmin etmedi. Gazete haberciliği yaparken nasıl kitap yazıp kalıcı birşeyler bırakmak için çırpındımsa, şimdi de TV programı yanısıra belgesel üretmek için harekete geçtim.



1989’daki KIBRIS Belgeseli, ardından DEMİRKIRAT (27 mayıs darbesini anlatan çalışma) ve arka arkaya, 12 MART-12 EYLÜL ve ÖZALLI YILLAR geldi. Bütün bunları Can Dündar ve Bülent Çaplı gibi iki dev ismin sayesinde gerçekleştirebildim.



Gazteciliğimi ve özel hayatımı, uzun sürede en fazla etkileyen olay ise 1988 yılında Lübnan’ın Beka vadisindeki PKK kampında Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiğim ilk röportaj oldu. Öcalan’la o ana kadar kimseye konuşmamıştı. İlk defa Milliyet’e konuşması olay oldu. Gazete toplatıldı. Röportajın yayını yasaklandı. Röportaj bir yandan da hayatım boyunca asker ile ilişkilerimin bozulmasına neden oldu.







TÜRKİYEYE GERİ DÖNÜŞ VE KARANLIK YILLAR...



Avrupa’da fırtına gibi geçen ve inanılmaz gazetecilik yaşamım 1991 yılına kadar sürdü. Cemre ile artık geri dönme zamanının geldiğine karar verdik. Oğlumuz Umur da ilkokulu bitirmişti. Hayatımızı ya tümüyle Brüksel’de geçirecek ya da geri dönecektik. Geri dönmeyi kararlaştırdık. Avrupa’daki yaşamımız ailece hepimize çok şey katmıştı ancak yetmişti.



1991’in haziranında, İstanbul’a yerleştik ve hayatımız tümünden değişti. Doğrusunu söylemem gerekir ki, hayatımız bir yandan karardı, öte yandan da çok renklendi. Sevdiklerimize yakın olmanın keyfine kavuştuk.



İstanbul’daki yaşam asıl, uzun yıllardır çalıştığım Milliyet’te ayrılıp SABAH’a geçmem ve 32. GÜN’ü de TRT’den Show TV’ye taşımamla birlikte çok değişti. Hem o dönemlerdeki PKK terörünün artması nedeniyle esen fırtınaların arasında kaldım hem de devlet politikalarına muhalif yaklaşımım bana pahalıya mal oldu. Yıllar sonra farkına vardım ki, TRT’de açılan davalarda dahi asker parmağı varmış. Yıllarca, ardı ardına gelen mahkemelerle mücadele ettim. Çok yorucu ve üzücü dönemlerden geçtim.



1997’de ünlü 28 Şubat müdahelesine muhalefetim ve Kürt sorununda resmi ideoloji ve söyleme karşı çıkmam nedeniyle, asker tarafından andıçlandım. Genelkurmay Başkanlığı’nda hazırlanmış bir komplo sonucu, SABAH’tan kovuldum ve Show TV’deki programım da durduruldu. Asker, Kürt sorunuyla ilgili tutumumdan dolayı beni cezalandırmıştı. Hayatımda hiçbir zaman bu kadar acı çekmemiştim.



Bu korkunç olay, bir yandan bana çok farklı bir dünyayı da açtı.



1997 Temmuzunda, askerden korkmayan tek patron sayılan Aydın Doğan, CNN TÜRK’ ün kuruluşunda bana görev verdi ve POSTA gazetesinde başyazı yazmaya başladım.



Doğan Grubu’yla yeniden buluşmak hoştu. CNN TÜRK’te geçen yıllarım da çok güzeldi. MANŞET adlı günlük siyasi bir talk show yaptım. Program çok başarılı oldu. 2005’te de, Kanal D Ana Haber Bülteni’nin Genel Yayın Yönetmeni ve bültenin Anchor’u oldum. Hiç bilmediğim bir alandı, ancak işin içinden sanırım yüzümün akıyla çıktım.



2009’un Ocak ayında, CNN TÜRK yeniden hayatıma girdi. Türkiye’de ilk defa uygulanan bir proje için kolları sıvadım. Hem CNN TÜRK’ün, hem de Kanal D’nin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendim. Ortak bir haber merkezi oluşturduk.



Bu satırları yazana kadar da işin başında olduğuma göre, demek ki hala başarılıyım, demektir.



Bütün bu yaşam sırasında yüzlerce konferansa katılıp konuşmalar yaptım, ödüller aldım. Ancak hiçbiri, Avrupa Konseyinin “Yılın Gazetecisi” (1987) , TÜYAP kitap fuarının “Yılın Yazarı” (1976), Lion klüplerinin Melvin Jones Fellow ödülü ve Fransızları Şövalye nişanı (1993) kadar beni tatmin etmedi.

Niye Görevini Birakti Basin Aciklamasi





Uzun süredir CNN Türk'ün başında bulunan Mehmet Ali Birand görevinden ayrıldı.Güncelleme:21 Ocak 2011 19:17


Mehmet Ali Birand ayrılık haberini kamuoyuna gazeteciler.com aracılığıyla duyurdu. Birand, "Bugün İrfan Şahin ile görüştüm ve kararımı ilettim" dedi. Mehmet Ali Birand uzun süredir yöneticiliğini yaptığı CNN Türk ile bugün itibariyle yollarını ayırmış oldu.



NEDEN BIRAKTI?



Birand ayrılığının nedenini de şu sözlerle açıkladı:



"Çok uzun süredir yoğun bir tempoda çalışıyordum. Çok yoruldum ve önümüzdede yoğun bir tempo gerektiren seçimler var. Haftanın 5 günü yazı yazıp, 2 kanalı birden yönetmek zordu. Bir koltukta iki karpuzu taşımaya çalıştım ama artık daha fazla yürümüyor. Bugün İrfan'a da bunları söyledim".



KANAL D NE OLACAK?



Mehmet Ali Birand CNN Türk'ten ayrıldı ancak Kanal D ana haberde yoluna devam edecek. Bütün enerjisini de ana habere verecek.



BİRAND KİMİ ÖNERDİ?



Mehmet Ali Birand'ın görevi bırakması ile birlikte gözler Yavuz Oğhan'a döndü. Gazeteciler.com Birand'a kendi yeri için yönetime bir tavsiyesi olup olmadığını sordu.



Birand, sitemize yaptığı açıklamada Yavuz Oğhan'ın çok başarılı olduğunu söyleyerek, "Yönetime de onun CNN Türk'ün başına getirilmesini önerdim. Yavuz genç ve dinamik yapısı ile bu görevi başarıyla kaldıracaktır. Elbette son sözü yönetim söyleyecek" dedi.

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Blogger Templates
hd Film izle Konut Projeleri Gebze Evden Eve Nakliyat Dis cephe Mantolama gebze web tasarim